Interregnum

Gördüklerim, duyduklarım, düşündüklerim…

Film önerisi: Pride

İstanbul’a kar yağmasına bayılıyorum. Çünkü her şey felç oluyor 🙂 Elbette bunda Kadir Topbaş yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin inanılmaz kötü yönetiminin büyük payı var ama beni asıl sevindiren doğanın gücünü yeniden hissetmek. Sıkıştığımız şehirlerde doğadan o kadar kopuğuz ki, kar nedeniyle okullar tatil edilip, insanlar işlerine gidemeyince, doğayı böyle iliklerine kadar hissetmek zorunda kalmak inanılmaz bir haz veriyor. “Ama insanlar hep sefil oldu yollarda.” Bana ne? Çalıştıkları yerlere o kadar uzak ev almasalardı. Ev konusunda tek bir kriterim vardır, o da doğal olandır: İşyerime yürüme mesafesinde olmalı. Siz hiç tarlasına 20 km uzakta ev yapan köylü gördünüz mü? Asfalt yollarınız, lüks arabalarınız var diye en büyüğünden, en rüküşünden ve en uzak siteden ev alırsanız yollarda sefil olduğunuzda ses etmeyip buna katlanacaksınız; sefaletiniz beni zerre ilgilendirmez. Ha tabi bir de, Barbaros Bulvarı gibi ana anterleri bile tuzlamayı beceremeyen Topbaş’a oy verdiyseniz, bi’ zahmet odanıza gidin ve nerede hata yaptığınızı düşünün.

Neyse, ben bu güzel karlı günlerde biraz çalıştım, biraz film izledim. Güzel bir filme denk gelince de sizinle de paylaşayım istedim. Filmimizin adı: Pride. Türkiye’de vizyona girip girmediğinden emin olamadım. (Belki Başka Sinema göstermiştir.) Bu nedenle Türkçe adı olduğunu sanmıyorum. Olsaydı “Onur” diye çevrilirdi herhalde. “Neden?” E Türkiye’deki Gay Pride’lara Onur Yürüyüşü deniyor da ondan.

Evet, hemen anlayacağınız üzere film eşcinsel hareketi üzerine bir film. O da Milk gibi gerçek bir hikayeyi anlatıyor; ama sadece eşcinsel hareketi üzerinden değil, bütün muhalif hareketlerin ortak özellikleri üzerinden ilerleyen bir film. 1980’lerin başında Birleşik Krallık’tayız. Eşcinsel hareket oldukça önemli kazanımlar elde etmiş ancak halen toplumsal kabullenme gerçekleşmemiş. Başbakan, “Demir Lady” lakaplı Margaret Thatcher ve bu sefer demir yumruğu madencilerin üzerinde. Onlar da her ezilen gibi direnişi seçiyor ve greve gidiyor. Küçük bir gay toplulukta sözü dinlenen bir aktivist olan Mark Ashton, “kurtuluş yok tek başına, ya hiçbirimiz, ya hep beraber” diyor ve madencilere, “Gay’ler ve Lezbiyenler Madencileri Destekliyor” adlı bir grup kurarak maddî destek sağlamaya karar veriyor. Ancak toplum ne kadar homofobikse, madenciler onun on misli homofobik. Çeşitli madenci sendikalarına yaptığı yardım teklifi defalarca reddedilen Mark pes etmiyor ve en sonunda Galler’deki küçücük bir madenci kasabası desteği kabul ediyor. Ancak sokaklarda kuruş kuruş para toplamaları, karşılık beklememeleri ve tüm iyiniyetlerine rağmen onlara bile kendilerini kabul ettirmeleri çok zor oluyor. Defalarca mağlup olduklarını düşünüyorlar ama her defasında ayağı kalkma iradesini gösterebiliyorlar. Ve sonuç, “birlikten kuvvet doğar” atasözümüzü doğrular nitelikte.

Film, hem eşcinsel hareketi, hem de solcu işçi sendikalarını çok objektif bir açıdan anlatıyor ve bazen sert şekilde eleştiriyor da. Güzel esprilerin olduğu sahneler de var, gözünüzü dolduracak sahneler de. Aralara serpiştirilen kişisel hikayeler de resmi tamamlıyor. Bence gayet iyi kotarılmış bir dönem filmi. Evet, Birleşik Krallık için bir dönem filmi, bizim içinse inanılmaz şekilde bugünü anlatıyor. Özellikle, AKP’nin faşist politikalarına karşı muhalif gruplar arasında yaşanan birleşme çabaları, ancak herkesin birbirine çekincelerle yaklaşması, birleşemeyen muhalefetin umut yaratamaması, vs., filmde anlatılanlara o kadar benziyor ki, insan ister istemez “Demek onlar da aynı karanlıklardan geçti. Ama onlar başardıysa, biz de başarabiliriz. Demek bizim için de hâlâ umut var” diyor. Ve bugünlerde en çok ihtiyacımız olan şey doğuyor insanın içinde: Umut.

Yönetmenliğini Matthew Warchus’un yaptığı şu anda IMDb’si 7.8 olan Pride’ı en kısa zamanda, bi’ yerlerden bulup izlemenizi tavsiye ediyorum. Fragmanı aşağıda. Şimdiden iyi seyirler 😉

Reklamlar

Yorum yazmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bu blog'u takip etmek için mail adresinizi yazınız

Diğer 7.426 takipçiye katılın

Twitter’dan

%d blogcu bunu beğendi: